Özel okulların öğrenciler üzerindeki başarısını artırdığına dair genel bir kanı var, ancak bu başarının birçok faktöre bağlı olduğunu unutmamak gerekir. Özel okul sistemi, öğretmenlerin öğrencilere daha fazla bireysel ilgi göstermesine olanak tanır, bu doğru. Ancak bu bireysel ilginin işe yarayabilmesi, hem öğrencinin yaklaşımına hem de öğretmenin tecrübe ve donanımına doğru orantılıdır.
Ne yazık ki, ortalama bir özel okulda çalıştırılan öğretmenlerin çoğu yeni mezun ya da kısa süreli tecrübeye sahip kişilerden seçiliyor. Az ücret, çok iş politikası güdülürken, genellikle öncelik öğrenci değil, velinin memnuniyeti oluyor. Parayı ödeyen kimse, onun yüzü güldürülmeye çalışılıyor ve bu nedenle verilen ilgi, derin bir öğrenme yerine yüzeysel bir hizmet sunma çabasına dönüşüyor.
Daha iyi donanımlı laboratuvarlar, kütüphaneler gibi imkanlar öğrencilerin öğrenme süreçlerini destekler. Ancak bu da bizi, bu imkanların ne kadar doğru kullanıldığı sorusuyla karşı karşıya bırakıyor. Kayıt esnasında reklamı yapılan birçok olanağın süreçte asla kullanılmadığı, pek çok öğrencinin karşılaştığı üzücü bir gerçek.
Sanat ve spor gibi etkinliklerin öğrencilerin gelişimine katkı sağladığı görüşü doğru olabilir; fakat yukarıda sıraladığım gibi, bu etkinliklerin başarıya katkı sağlayabilmesi için doğru ellerde, doğru şekilde uygulanması gerekir.
Daha düzenli bir eğitim ortamı, öğrencilerin derslere daha iyi odaklanmasını sağlar. Sınıf mevcutlarının daha kontrol edilebilir düzeyde tutulması, bu durumu gerçekçi kılan bir faktördür. Ancak başarıyı asıl etkileyen en önemli faktör, öğrencinin kendisidir.
Motivasyon, çalışma alışkanlıkları ve hedef belirleme gibi kişisel unsurlar, öğrencinin başarısını doğrudan etkiler. İkinci olarak da ailenin tutumu, okul ile işbirliği içinde olması ve öğrenciyi doğru yönlendirmesi önemli bir rol oynar.
Sonuç olarak, okul, öğretmen, aile ve öğrenci işbirliği içinde olduğunda eğitimde istenilen hedeflere ulaşmak mümkün olabilir. Tüm bu gerçekler doğrultusunda özel okulların avantajı olarak elimizde sadece sınıf mevcutlarının azlığı ve velilerle kurulan rahat iletişim kalıyor. Bunun dışında, beklentilerle gerçeklik arasındaki fark büyük ölçüde hissediliyor.














