Toplumsal çürümenin çocuklarımız üzerindeki etkileri artık görmezden gelinemeyecek kadar derin. Çocuklarımız, çevrelerinin birer aynasıdır. Ancak gün geçtikçe artan şiddet, ihmal ve kontrol edemediğimiz internet kullanımı, onların psikolojilerini adeta darmadağın etmiş durumda. Artık düşünerek değil, toplumun dayattığı doğrularla yaşamaya çalışıyorlar. Arkadaşlarından dışlanma ve aşağılanma korkusu ile sorgulamadan kabulleniyorlar, akıllarını kullanmaktansa, akıllarını susturmayı seçiyorlar.
Televizyon ve internet, şiddet dolu programlar ve yanlış rol modellerle dolu. Olumsuzluk adeta bir sağanak gibi üzerlerine yağıyor. Ve biz? Biz bu yağmurun altında şemsiye olmayı başaramıyoruz. Kanatlarımızı açıp çocuklarımızı saramıyoruz, çünkü günlük sorumluluklar, geçim derdi ve yaşamın bitmek bilmeyen labirentlerinde kaybolmuş durumdayız. Bu labirentlerden çıkıp da çocuklarımıza ulaşmakta zorlanıyoruz.
Son dönemde ülkemizde peşi sıra yaşanan korkunç olaylar, hepimizi derinden sarstı. Hepimiz uykusuz gecelerde, endişeyle çocuklarımızın yüzüne bakıyoruz. "Nasıl koruyabiliriz? Ne yapmalıyız?" diye düşünmekten aklımızı kaçıracak gibi oluyoruz. Ancak bu endişe dolu gecelerde bir gerçeğin farkına vardık: Onlar bizden gitgide uzaklaşıyor. Yalnızca fiziksel değil, duygusal olarak da.
Eskiden ailecek yemek masasında buluşurduk. Şimdi, çoğumuz aynı anda sofrada bile oturmuyoruz. Acıkan mutfağa gidip, sessizce yiyeceğini alıp odasına kapanıyor. Hele ki ergenlik çağındaki çocuklarımız neredeyse hiç bizimle değil. Çünkü küçüklüklerinde biz de onlarla değildik. Çalışıyorduk, ev işlerini bitirmeye çalışıyorduk, arkadaşlarla iki çift laf etmenin peşindeydik ya da sadece yorgunduk ve biraz kendi başımıza kalmak istiyorduk. O sırada çocuklarımız büyüdü ve şimdi o boşlukları Discord, Instagram ve TikTok ile dolduruyorlar. Artık onları geri alamayız, diye düşünüyoruz.
Ama hayır, böyle düşünmemeliyiz. Şu anda kaybettiğimizi zannettiğimiz çocuklarımızı geri kazanmak için hala bir şansımız var. Kanepeden kalkalım, iki fincan kahve yapalım ve kapının ardında bekleyen geleceğimize adım atalım. Daha fazla geç kalmadan o kapıyı çalalım.














