İnsan doğduğumuzda, gerçekten insan olarak mı doğarız?
Vicdanı, ahlakı, empati yeteneği olmayan; merhametten ve sevgiden yoksun bir kişi, sadece insan bedeniyle "insan" sayılabilir mi?
Kişi kendini sınayamıyor, öz eleştirisini yapamıyorsa nasıl insan kalabilir?
Zihnimde uzun zamandır bu sorular dolanıyor. Günümüzde masum bebeklerin öldürüldüğü, masumların katledildiği acı dolu bir zamandan geçiyoruz. İnsani değerlerin kaybolduğu bir dünyada, kim insanlığından emin olabilir?
Mutsuzluk, korku ve endişe içinde geçip giden zaman, bize yeniden insan olmayı öğretebilir mi?
Yoksa hepimiz o karanlık boşluğun içinde kaybolup gidecek miyiz?
Uyanmak zamanı geldi!
Önce kendi içimizi temizleyip, yeniden insan olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sadeleşmeli, paylaşmanın güzelliğini yeniden keşfetmeliyiz.
Ağlayanların gözyaşını silmeli, yardıma ihtiyacı olanın yanında durmalıyız.
"Yaradılanı, Yaradan’dan ötürü sevmek" duygusunu yeniden kazanmalıyız.
Aksi hâlde, o kara delik hepimizi yutacak.
Şimdi el ele verip bu karanlık boşluğu tıkamazsak, hepimizi içine çekmesi an meselesi.
Bu, köprüden önceki son çıkış.
Uyan, insan!














