“Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir kişi kurtarır, bir kişi bir ülkeyi kurtarır” der eski bir söz. Tarihin çeşitli dönemlerinde hayati öneme sahip olmuş mıh ve çiviler, Havadan Külliyesi’nin restore sürecinde yeniden gündeme geldi. Ancak bu kez bir sorunla: Tarihi mıhlar gelişigüzel etrafa atılmış durumda.
Külliye’nin Tarihi MıhlarıSelçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, çivi ustaları özenle seçilirdi. Bu ustalar, ısıtılmış demir cevherinden elde ettikleri metalleri belli boylarda keser, ucunu sivriltir ve seri bir şekilde çivi üretirdi. Çiviler, mimariden savaş teknolojilerine kadar pek çok alanda kullanılırken, her biri bir sanat eserini andırıyordu.Havadan Külliyesi’nin restore edilmesi sırasında ortaya çıkan bu tarihi mıhlar, çöpe atılmak yerine bir araya getirilerek sergilenmeyi hak ediyor. Her birinin piyasa değeri yaklaşık 500 TL olarak tahmin edilen bu mıhlar, sadece maddi değil, manevi bir değer de taşıyor.
Dünyanın Çivisi Çıktı Mı?Bir hikâyeye göre, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın altındaki kutsal kayanın bulunduğu bir duvarda, üç çivi bulunurmuş. Bu çivilerden biri sıkı, biri oynar, diğeri ise neredeyse düşecek gibidir. Ziyaretçiler bu çivilere dokunur ve dünyanın çivisinin hala yerinde olduğuna inanırlarmış. Bu hikâye, “Dünyanın çivisi çıktı” deyiminin kaynağı olarak bilinir.
Mıhlar Külliye Tarihine Işık TutabilirHavadan Külliyesi’nde ortaya çıkan bu tarihi mıhlar, sadece külliye tarihine değil, tüm insanlık tarihine ışık tutabilir. Bu mıhların toplanarak bir koleksiyon haline getirilmesi, hem külliyeye bir ziyaretçi ilgisi yaratabilir hem de çivi tarihine dair bir bilinç oluşturabilir.
Tarihi mıhların çöp yığınları arasından kurtarılması, geçmişin bu sessiz tanıklarına yeniden can verebilir. Havadan Külliyesi, mıhlarıyla birlikte tarihin nabzını tutmaya devam edebilir.Haber Derleyen: Nezir Ötegen - Develi 































