Sanatın İki Yüzü: Fransa'dan Develi'ye Uzanan Yolculuk
Kayseri'nin Develi ilçesindeki tarihi bir konağı atölyeye dönüştüren sanatçı Murat Aytaç, geleneksel el sanatlarını modern bir yorumla harmanlıyor. Fransa'da geçirdiği yılların ardından memleketine dönerek köklerine uzanan Aytaç, eserleriyle hem Develi'nin kültürüne zenginlik katıyor hem de uluslararası arenada ülkemizi temsil ediyor.
Develi'nin tarihi dokusuyla iç içe geçmiş bir konağın duvarları arasında, geçmişle geleceğin harmanlandığı bir sanat atölyesi bulunuyor. Bu atölyenin sahibi olan Murat Aytaç, hem bir sanatçı hem de bir restoratör. Fransa'da uzun yıllar resim restorasyonu üzerine çalıştıktan sonra memleketi Develi'ye dönen Aytaç, burada geleneksel el sanatlarına olan tutkusunu gün yüzüne çıkarıyor.
Fransa’da geçirdiği 9 yıl, Aytaç için büyük bir dönüşüm süreciydi. Avrupa ve Orta Doğu’da birçok ülkeyi ziyaret etme fırsatı bulan sanatçı, Fransa’da sanat ve restorasyon üzerine çalıştı. Fransa'nın kültürel bir merkez olmasının etkisiyle birçok müze ve sanatsal aktiviteyi gözlemledi. Aytaç, "Beni en çok etkileyen şey, insanların sanata ve sanatçıya bakış açılarıydı. Şehirdeki düzen, mimari yapılar ve sosyal alanlar beni derinden etkiledi," diye ekledi. Fransa'daki deneyimlerinin, hem sanatını hem de dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirtti.
1905 yılında inşa edilmiş tarihi bir Rum konağının altındaki ahırı sanat atölyesine dönüştüren Aytaç, bu mekanda geçmişle geleceği buluşturuyor. Restorasyon sürecinde konağın orijinal dokusunu koruyan sanatçı, aynı zamanda modern yaşamın konforunu da eksik etmemiş. Ahşap yakma, yağlı boya, hat sanatı gibi çeşitli teknikleri ustalıkla kullanan Aytaç, eserlerinde hem teknik bilgiyi hem de duygusal derinliği bir araya getiriyor. Konağın restorasyonu sırasında eski ahşapları toplayıp sanatsal dokunuşlarla yeniden hayata kazandırdığını belirti.Aytaç, ahşapla çalışmaya başladığı dönemi anlatırken, yıkımcılar tarafından toplanan eski ahşapları sanatsal objelere dönüştürdüğünü ve bu sürecin farklı teknikler kullanma imkânı sunduğunu vurguluyor.
Aytaç, çalışmalarında ağırlıklı olarak ahşap malzemeyi kullanıyor. Develi'nin tarihi eski evlerinden çıkan kapı göbekleri ve diğer ahşap parçalarını restore ederek, onlara yeniden bir hayat veriyor. "Ahşap yakma tekniği" ile yaptığı eserler, hem estetik bir görünüm sunuyor hem de ahşap malzemenin doğal dokusunu ortaya çıkarıyor. Aytaç, hat, yağlı boya, altın ve gümüş varaklar, akrilik gibi birçok farklı tekniği bir arada kullanarak sanatını zenginleştiriyor. Aytaç, "Sanat, sadece bir teknik değil, bir duygu ve gözlem meselesidir. Yaratıcı bir süreçte her detay önemlidir," diyerek sanatının derinliğini ifade ediyor.
Develi’ye yerleşmesi ile birlikte başlangıçta sınırlı olan ilgi, zamanla arttı. Aytaç, özel tasarımlar ile sanatını daha geniş bir kitleye ulaştırmaya başladı. Aytaç, "Develi’de yaptığım projelerle insanların hayatlarına dokunmak beni mutlu ediyor. Doğum günleri, evlilik yıldönümleri gibi özel günlerde yaptığım çalışmalar çok ilgi gördü," dedi.
Aytaç, sanatının Develi’ye kültürel ve sosyal anlamda katkı sağladığını düşündüğünü ifade ederken, "Sanat ve kültür, bir toplumun kimliğini şekillendirir. Ben de bu kültürün bir parçası olarak, sanatımla Develi’ye katkıda bulunmaya çalışıyorum," dedi.
Murat Aytaç, sanatı sadece bir ifade biçimi olarak değil, aynı zamanda bir iletişim aracı olarak görüyor. "Fırçanın üzerine boya gelince buraya hem sanat nakşediyorsunuz hem gönüllere dokunabiliyorsunuz," diyen sanatçı, eserlerinde tasavvufi ve mistik öğelere sıkça yer veriyor. Özellikle Aşık Seyrani gibi önemli şairlerin portrelerini yaparak, hem onların mirasını yaşatıyor hem de kendi iç dünyasını dışa vuruyor.
Aytaç'ın çalışmalarında en dikkat çeken nokta, yerel kültür ve tarihe verdiği önem. Aşık Seyrani, Ahi Baba gibi önemli şahsiyetlerin portrelerini yaparak, unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden gündeme getiriyor. Murat Aytaç’ın eserlerinde tasavvufun izlerini görmek oldukça mümkün. Aşık Seyrani gibi halk ozanlarının portrelerini yaparken onların tasavvufi yönlerinden ilham alan sanatçı, "Sanat, zarafet ve nezaketle birlikte insanlara dokunan bir araçtır," diyerek bu anlayışını açıklıyor. Seyrani’nin portresini tasarlarken onun sadece saz çalan bir ozan olarak bilinmesini yetersiz bulmuş ve tasavvufi yönlerini sanatına aktarmaya çalışmış.
Aytaç, "Kalbini geniş tut sıkma Seyrani, rızayı bari’den çıkma Seyrani," gibi sözlerden etkilenerek portreler tasarlamış ve eserlerinde tasavvufun o derin maneviyatını hissettirmeyi amaçlamıştır. Bu eserler, hem yerel halktan hem de farklı kültürlerden büyük beğeni toplamaktadır.
Doğu ve Batı’nın Eşsiz Harmanı
Develi’nin yerel kültürü ve doğal yapısı, Aytaç’ın eserlerine ilham veren temel unsurlar arasında yer alıyor. Anadolu’nun geleneksel motiflerini Batı'daki çağdaş çizgilerle birleştiren sanatçı, eserlerinde bu karşıtlıkların uyumuna dikkati çekerken, "Batıyı Eyfel Kulesi’nde değil, Erciyes’in eteklerinde keşfetmek; doğuyu ise yalnızca bir kilim motifinde değil, Paris sokaklarında deneyimlemek” gerektiğini belirten Aytaç, kültürler arası etkileşimin sanat üzerindeki önemine dikkat çekiyor.
Gelecek projeleri hakkında da heyecanlı olan Aytaç, yakın bir zamanda Kayseri’de Everekli Aşık Seyrani konulu bir sergi açmayı planlıyor. Aytaç, "İlerleyen zamanlarda, Develi’de bir müze kurmayı düşünüyorum. Aşık Seyrani müzesi ve evi gibi projelerim var," diyerek, sanatını daha geniş bir kitleye ulaştırmayı hedefliyor.
Murat Aytaç, Batı ve Doğu'nun kültürel etkilerini eserlerinde harmanlayarak, sanatını evrensel bir dil haline getirmiş bir sanatçı. İstanbul’dan Fransa’ya, oradan Develi’ye uzanan bu yolculuk, onun sanatını sadece teknik değil, derin bir gözlem ve içsel bir yolculukla şekillendirdi. Aytaç’ın sanatını, sadece görsel bir ifade değil, aynı zamanda bir kültürel ve manevi bağ kurma aracı olarak kullanması, sanatının gücünü ve etkisini artırıyor.